Sona doğru böyle olur

Simit, çay birazda zeytin, öylesine bir sabah keyfi yapıyorum aklım sıra. Tekir bir kedi masanın altında bacağıma sürtünerek simitte ortak olmak istiyor. Koparıp küçük...

.: Kazanacağız…

İstiklalden çıkıyorum Taksime. Beyaz üzerine KESK yazan sendika önlüğü ile karşılıyor beni Hatice Öğretmen. Az öncesine kadar tanışmıyorduk. Ama hemen kaynaşıyoruz. Kırk yıllık tanışlar...

.: Aydınlar…

Biz de; aydın dendiğinde ilk akla gelenler gazetelerin köşelerini tutanlar oluyor. Başka aydın, başka yazar bilmiyoruz... Bir gazetede köşeyi kapınca çok bilen, yol gösteren aydın oluyorsunuz. Ama bu köşe kapmanın iyi yazı yazma, çok şey bilme ile çoğu zaman bir ilgisi yok. Marifet her neyse; o köşeyi kapma becerisi göstermede…

Pazar yeri ve insanlar…

Cumhurbaşkanı kim seçilmiş, kim olmuş kimsenin umurunda değil. O sadece arada küfür etmek için anımsanıyor; "gelsin de görsün" dendikten sonra...

.: Alevi Oyları Nereye, Hangi Patiye Gider…

Aleviler üzerine konuşacağını sanan herkes, bu soruya kendi gönlünde yatanı söyleyerek cevap veriyor. Bu yüzden, Alevi oylarının nereye, hangi partiye gideceği oldukça çeşitlilik gösteriyor. Aslında...

.: Demokrasiden uzaklaşan AKP’den “barış” beklemek…

Uzun süredir kimi kesimler “barış süreci” yüzü suyu hürmetine susmak zorunda bırakıldı. Biz de bu susanlardan olmayı bilerek tercih edenlerden olduk. Ama nereye kadar… Devlet, dolaylı...

Kolu kırdık yen içinde…

Anımsayalım diye söylüyorum. İstanbul da boğaza karşı oturup höpürdetip içtiğimiz kahvelerin keyfi ile yaptığımız çakıl taşı edebiyatı, bir çocuk şarkısının usumuzdaki ezgisiyle “Orda bir köy var uzakta. Gitmesek de gelmesek de o köy bizimdir” deyip köyü silahlı köy koruyucularına bıraktık. O da yetmedi özel timlere ulayan kurtlara teslim ettik.

.: Dost acı söylemiyor, bunda bir iş var

Herkesin sevinçlerini, üzüntülerini yaşamasının bir şekli vardır. Kimi üzülünce oturup zır zır ağlar… Kimi ise ne yapacağını bilmez bir halde ağlanacak haline güler. Sevinçlerde...

Çok Okunanlar