.: Memleket sevdalıları

hkaya2Memleketin meselelerine meraklı koca koca adamlar kadınlar konuşurken içine düştükleri heyecana bakarsanız “memleket sevdalısı” diyebilirsiniz.

Ama çabuk karar vermeyin derim size. Biraz sabır edip dinleyin. Az sonra o üzerine ateşli söylevler verdikleri memleketi hiç tanımadıklarını görüp şaşıracaksınız…

Kulaktan dolma, duyup ezberledikleri ile kendilerini memleket sevdalısı, çok bileni yapmayı becermiş olmaları onların becerisi değil, büyük çoğunluğun onlardan da az bilmesi…

Onları geçin bence.

Bu ülkenin aydınlarına bir bakın, yazarlarına, her gün gazete köşelerinde yazan, TV ekranında karşımıza geçip ahkam kesenlere bakın.

Çok sevilen, çok okunan bu yazarların havasından geçilmiyor.

Ama dedikleri ne?

Hiç kimse kusura bakmasın o sözler, söylenenler bir incir çekirdeğini doldurur şeyler değiller…

Taraf olanların alkışından başka kimsenin alkışını alamayan, dikkatini çekmeyen sözler büyük çoğunluk.

Bu yüzden taraf taraf bölünüyoruz, karşılıklı durmuş diş biliyoruz bir birimize.

Memleket hayrına, memleketi bilen yazılar, konuşmaları geçtim, çoğu kendi içinde tutarlı bir iç mantığa dahi sahip değil.

Yaşadığı memleketi bu kadar az bilenler, durduğu taraftan bakanların dünyaya bakışı, bilgisi de aynı sığlıkta oluyor.

Onlardan biri dün, vapurda açmış gazeteyi çarşaf gibi okuyor. Bir yandan da yanındakine durmadan laf yetiştiriyor.

Çok üzülmüş, çoook…

Neden mi?

Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chvez’in kanserle girdiği mücadeleye yenik düşüp hayatını kaybetmesine…

Nedenini tahmin edebiliyorum. Gülümsüyorum. ABD’ye kafa tutuyor, rest çekiyor falan ya, ondan. Bu delikanlı duruş bizim ulusalcıların çok hoşuna gidiyor… (ulusalcılığını okuduğu gazeteden anlıyorum)

İçimde kıpır kıpır bir hinlik depreşiyor. Biraz da gıcığına; en üzüntülü ses tonumla; “Chvez’e mi üzüldünüz ablacım?” diyorum benden yaşça küçük olduğu halde abla sözcüğünün altını çizerek…

Üzülmüş sesime en üzüntülü yüz ifadesi ile dönüyor. “Evet, yazık oldu.” diyor üzüntüsünü iyice pekiştirerek.

“Öyle!” diyorum ekliyorum hemen “delikanlı liderdi. İsrail’in, Filistin’e saldırısının ardından; İsrail Büyükelçisini ülkesinden hemen kovdu. Ha! Bir de Ermeni Soykırımını tanıyan, Venezüella parlamentosundan geçmesini sağlayan liderdir kendisi”

Havda bir sessizlik, toparlanan gazetenin ardında bıraktığı hışırtı; “Öyle mi? Bak onu bilmiyordum”  derken inanmakta zorluk çeken, ölümüne üzüldüğüne bin pişman bir yüz ifadesini ardımda bırakıp “İyi günler” diyip kalkıyorum…

 Hasan KAYA

10 Mart 2013 Pazar