Marx, Başka bir hayat mümkün…
Marx’ın dünyaya sunduğu teori ve felsefe içinde yaşadığımız topluma mahkûm olmadığımızı, insan doğasına uygun, özgür gelişimin önünü açabilecek bir toplumsal örgütlenişin de mümkün olduğunu...
On yıl önce/sonra, “Türbanlı Bacım”
Bu aralar Sosyal Medya’da moda olan bir uygulama var. On yıl öncesi/sonra (Challenge.) Bu moda her kesimden katılanlarla hızla yaygınlaşıyor. İnsanlar, hiç üşenmeden, arkeolog...
Ağlamak ayıp değildir hiçbir dilde…
Gece hep buradan başlıyordu, sessizliğine çekilmeye. Şehirler susuyor, yollar tenha yalnızlığında kayboluyordu. Deniz burada petrol mavisinde susuyor, dağlar uzak ürküten bir karanlık oluyordu.
Ben buradan...
Unuttuğumuz hep biziz…
Yan masadakiler konuşuyor, ben kulak misafiri falan değil, resmen dinliyorum.Hararetli bir tartışma, üstelik keyifli.
Ben yaşlarda, matrak bir adam, diğerleri kimi söyledilerse, hiç acele etmeden,...
Kaybolan şehir…
Birden başlayan rüzgâr kısa sürdü. Güz güneşini, bulup getirdiği kapkara bulutların ardına sakladı. Koca şehir, rengini kaybetmenin telaşını yaşarken, ince usul yağan ahmak ıslatan...
Gül dalında küpe kızıl yıldız
Uzun zamandır yaptığım şeyler hep aynı. Değişmemesi içinde inatla direniyorum. Birlikte yaptığımız ne varsa şimdi tek başıma yapıyorum. Hep aynı miskin alışkanlıkla kalkıp kahvaltımı...
Şarkılara Sustum
Yüreğimin sızısında sakladım seni
Dizlerinde ağladı çocukluğum
Saçının akında vuruldu gençliğim
Gözlerinde yolladım sürgünlere beni
Yıldızları çalınmış bir gecede
karanlığa kurdum salıncakları.
Yalnızlığımı ninnilerle uyuttum,
İş kokan ellerime verdim alnımı
şarkılara sustum.
Şimdi...
Her savaşın bir sahibi var…
Sabah başlayan yağmur akşama kadar aralıksız yağdı. Elimdeki kitaptan başımı ara ara kaldırıp, umarsız yağan yağmurun altında giderek daha tenha daha sapa bir çıkmaz...
Ve gidiyorum…
Dünden beri yıldızını yitirmiş bir gece gibi sesiz suskun bakışlarım. Gözlerimi köşe bucak saklıyorum kendimden.
Usulca kokusunu yitirip paslı bir kırmızıya dönüyor anılar. Çok sonra...

















