.: Acı bir kez daha yollara düştü….

Bu gün söylenebilecek tek bir söz var, yazılabilecek tek bir yazı. O söze nasıl başlanır, o yazı nasıl yazılır bilmiyorum.

Acı…

Ezidilerin üzerinde dönen, ocağına düşen bu acı, acılı yolculuk nasıl anlatılır.

Kutsal kitaplarını kaldırdılar zulüm ayet oldu indi göklerden, ellerinde kılıç, ellerinde satır düştüler yollara katil sürüleri.

Bin yıllardır, bu coğrafyada acı hepimizin oldu, sevinçler hepimizin, aşk hepimizindi, sevda hepimizin. Acının katmerlisi, en yakanı, güneşin çocukları Ezidiler’e düştü, kızlarına, oğullarına, kanlar içinde kalan çocuklarına.

Ah o yaşlı anneler, o kavruk teninde acıların derin izini saklayan adamlar…

Bu zulüm bu kıyım günleri ilk değil.

Memeleri kesilerek Fırat’ın sularına atılan genç kızlar, öldürülen çocuklar, karnı deşilen hamile kadınlar, başı taşlarla ezilen çocuklar, gençler, kadınlar, adamlar…

Toprağa düşen kan ve gözyaşı.

Giden binler, binler…

Ölen binler, binler…

Hangi dil bunca acıyı anlatabilir.

Acının dili, kıyımların dili var mı?

Benim bildiğim hiç bir dil, bu acıları anlatabilecek ne güce sahip, ne kelime dağarcığına…

Bin yıldan bu yana süren kıyımların tanığı; Fırat, Cudi, Şengel dile gelip anlatabilir mi?

Ne çare!…

Çünkü insan susunca, hiç bir toprak, hiçbir dağ, hiç bir ırmak söz alıp konuşmaz.
 
Hasan KAYA
28 Haziran 2015 Pazar

 

%d blogcu bunu beğendi: