Kirli bir oyun!!

Kobane, gerginliği bir zat hükümetin kontrolünde Türkiye’yi bölünme eşiğine getirecek noktaya kadar zorlanıyor. Olayların giderek tırmanması, çok sayıda can kaybı kamuoyunda bölünmenin eşiğinde

.: Çaldığım düş…

Biliyorum bunu istemeye hakkım yok. Herkes sevdiği şarkıları dinliyor, koşup sevdiğine anlatıyor o şarkıların güzelini. Sen artık sadece ne demişim, kimleri sevmişim, seni yanımdayken bile ne çok

.: Kabahatin büyüğü bizim

Ama nasıl yapabilirdik ki; biz sanatçıyı “eğlendirici”, sanatı eğlence aracı olarak gördük hep. Ne yazık ki; sanatı, yaratıcılığı geliştiren, düşündüren, eğiten, bilinçlendiren, öğreten olarak hiç görmedik.

“Belki” diyorum “sevdiğimden”

Denize eğiliyorum, kulağına fısıldıyorum; “Belki” diyorum “acıdan kaçıyorum.” Her yerde ölüm, her yerde kaldırılan bir cenaze, ağlayan kızlar. En çok kızlar mı ağlıyor babalarına,

Yüz’ün Kutsanması: Selfie’de Askıya Alınan Beden ve Mana – Bekir Avcı

Emmanuel Levinas, yüzün derisinin en çıplak ve en yoksun olduğunu söyler; yüzde özsel bir yoksulluk olduğunu belirten düşünür, fotoğrafa çeker dikkati ve "yüzdeki yoksulluk pozlar

İçinde olduğumuz, Ortadoğu’dan…

Amerika’nın, şimdi IŞİD’e karşı oluşturmaya çalıştığı koalisyonun “imza atmayan” bir bileşeni olarak, oyuna dâhil olmak, barışa hizmet etmek yerine, bu bölgeye, bölgemize barışın uzun yıllar hiç

Gece Sen ve Ben

Askılı siyah sedef geceliliğini sıyırıp çıkartır gece. Çırılçıplak bedenini güneşe sunar şehvetli bir kadın gibi. Bir bardak suda yıkanan aydınlık gün olur karanlık. Ben sende, günde yıldız olur yiterim.

Mülteci bir yıldız…

Bir akşamın yorgun sancısıyım İstanbul da Rüzgar olup saçlarına dokunuyorum ellerimde bir yangının izleri Dudağıma bıraktığın sözcükleri saklıyorum

Elini ver…

Mutluluk ne çok zor, ne de bizden çok uzak. Uzansak tutabileceğimiz kadar yakın. Yıllarca uzak ve an kadar yakın ve öyle iç içeydi ki sevincimiz ile kederimiz. Hiçbir şey yetmiyor. Bazen sözcükler, bazen susmalar, dokunmalar hayran hayran seyretmeler ve candan

Ellerimde fesleğen kokusu…

Söze bir yerden başlayıp bir şeyler söylemek, bir duyguyu devindirmek, bir merakı kışkırtmak lazım. Yoksa sessizlik olacak. Yan yana bir soluk atımı uzaklıkta o can sıkıcı yalnızlığımız saracak. Seni bilmem ama vuracak can evimden beni.