[columns ]
[column size=”1/1″]Gece memeleri sarkmış bir ana gibi acı sütüyle karanlığı emziriyor. Dikenleri öksüz kalmış bir gül ağlıyor dizlerimde. Şafak vakti beni türkülerle karşıla, taze ekmek kokan umutları besleyen.

Gece karanlık
Süt acı
Gül dikensiz
Ekmek taze kokuyor

Ey sevgili uzat elini. Tut beni. Sarp bir kayadan kendini aşağı salan sular gibi yamaçlara çarparak düşebilirim gözlerinin uçurumundan.

Düşüyor
Sevgili
Su
Ve gözyaşı
Bir yanım gecede kaldı. Bir yanım karanlık. Çırılçıplak düşlerim üşür koynunda. Nefesin değsin ellerime kirpiklerime, içim ısınsın… Genç bir sarmaşık dalının narin sarışı boynuma dolanan kolların. Memelerin avuçlarımda büyürken kokun sinsin tenime.

Karanlık
Çırılçıplak
Üşüyor
Ellerim
Ve kirpiklerim

Güneşten ateş çalmaktır dudaklarını öpüşler. Uzak denizlerin tuz kokan dalgaları, sabah rüzgârlarında savrulan saçların. Sürülmüş topraklara salınmış bir ırmağın coşkusuyla akarım sana. Sararım dört bir koldan. Tomurcuklanan çiçeğe can, canında kan olurum…

Güneş
Toprak
Tuz kokan sabahlar
Seni anımsatıyor

Askılı siyah sedef geceliliğini sıyırıp çıkartır gece. Çırılçıplak bedenini güneşe sunar şehvetli bir kadın gibi. Bir bardak suda yıkanan aydınlık gün olur karanlık. Ben sende, günde yıldız olur yiterim.

Gece günde
Ben sende
Yiter
Kaybolurum

Hasan KAYA
Ecelsiz ölümlere yaz beni… sf. 86[/column]
[/columns]