1Dünyada çok sesli müzik diye bir şey var. Bizim Türkiye de pek de tanımadığımız bilmediğimiz ve kulaklarımızın alışık olmadığı bir şeydir bu.

Nedir mi çok sesli müzik?

Kısaca ifade etmek gerekirse; farklı tonda sesleri, kulağın hoş duyacağı şekilde bir araya dizme sanatıdır.

Bu tanım, çok sayıda enstrümanın aynı anda “Yurttan Sesler Korosunda” olduğu gibi kullanılması değil. Öyle algılanmasın diye; farklı tonda sesler diye altını bir kez daha çizeyim.

Müzikte kulaklarımız tek sesliliğe alışık, dilimiz tek sesli türkü, şarkı ve konuşmalara alışık, gözümüz her yerde tek renk, terk lider arıyor, aklımız fikrimiz tekçi. Belki de bu yüzden farklılıkları yadsıyor, yok sayıp görmezden geliyoruz.

Bazen bu tekçiliği abarttığımızı düşünüyorum.

Üstelik bunu bir alanla da sınırlamıyoruz. Her alana taşıyoruz, siyasetten, gündelik hayata her yerde bir “tektir” gidiyor.

“Ben mi o mu?” diye seçmek zorunda bırakıyoruz arkadaşlarımızı dostlarımızı. İla tek olacağız, biricik olacağız. Her yerde ben olayım, tek olayım isteği çoğalmayı, çok olmayı hep engelliyor.

Bunun için zavallı ayak oyunlarına başvuruluyor, yoktan düşmanlıklar üretiliyor, kavgalar ediliyor.

İşin bu yanı, bireysel boyutu, benim “küçük işler” dediğim bazen eğlenceli bile olabilen kısmı. Çoğunlukla, büyükmüş gibi sunulsa da; küçük, küçücüktür. Çünkü bu işler küçük adamların işidir, boyları kadar olur gürültüleri.

Biraz ağız dalaşı, havada uçuşan olmadık sözler, söz dizimleri, belki küfürler sonrası herkes kendi yoluna gider. Kısacası, yorgan yanar kavga biter.

Bu tekçi anlayış siyasi düzlemde bu kadar eğlenceli olmadığı gibi masum hiç değildir. İnsanın usunda, yüreğinde büyük acılar açabilir, toplumsal büyük yarılmalara neden olabilir.

Siyasette sık duyuyoruz; bazı siyasilerin ağzında sakız; tek dil, tek millet, tek din, tek tek…

O tek, bu tek derken, var olan diğer renk ve tonların inkârı, o kadar da tek olmadığının itirafı olur.

Bu itirafın altının çizilmesi, açığa çıkarılması siyasetçiden çok sanatçılara düşen bir görev yüklüyor. Kulağımızın, gözümüzün ve belki ruhumuzun çok sesli ve çok renkliliğe alışması onlar tarafında sağlanabilir/sağlanmalı…

 

Hasan KAYA

10 Aralık 2013 Salı