Çözülmesi zor bir düğüm var önümüzde. Öyle ya da böyle, Erdoğan ülkeyi erken seçime götürecek. Aslında buna erken seçim demek pek doğru olmaz, “tekrar seçim” demek gerekiyor.
Erken/tekrar seçimle oy dağılımında büyük değişiklik olmayacak, beklendiği gibi HDP baraj altına düşmeyecek. Hatta AKP’ye giden son Kürdün oyu da, HDP’ye verilecek, oyları artacak.
AKP’nin, MHP’den alacağı oylar ise tek başına iktidar olmasına yetmeyecek.
Yeniden koalisyon seçenekleri masada olacak.
Ancak koalisyon kurmak daha da zorlaşacak. Çünkü sarayın müdahaleleriyle, ıskartaya çıkan koalisyon görüşmeleriyle, partiler arasında erozyona uğrayan güvenle masaya oturulacak. Her görüşmenin üzerinde bu dönemin gölgesi, sarayın entrikaları olacak.
Üstelik kaybedilen oylarla, AKP hepten zorda kalabilir, biraz daha güç kaybederek masaya oturacak olmasının olumsuz sonuçlarına katlanmak zorunda kalabilir. Bu da, Erdoğan’ın işini biraz daha zorlaştıracak, bir daha erken/tekrar seçim isteme şansı kalmayacak. Ancak sarayda entrika bitmeyecek. Yeni yollar, yeni hinlikler devreye girecek. Anlaşılan Erdoğan, dönüşü olmayan bu yolda yürümekten başka bir şansının olmadığına kendini ve çevresini inandırmış gözüküyor. Olayların gelişimine ve özellikle çatışmalı ortama, savaşa bu geri dönüşle, Erdoğan’ın demokratik yöntemlerle iktidarı bırakabileceğine inanmak giderek olanaksızlaşıyor.
Daha açık söylemek gerekirse; erken/tekrar seçim sonrası Türkiye’yi zor günler bekliyor.
Ülkenin doğrudan saray tarafından yönetilmesi dahi beklenmeli. Zaten bunun alt yapısının, “danışmalar” ile atılmaya başlandığını görüyoruz. Bu tamda sözü edilen fili durum yaratılarak; “Türk Tipi Başkanlık Sistemine” geçiş oluyor.
Terörle mücadele adı altında MHP’yi yanına çekmesi, desteğini alması mümkün olsa bile geniş bir kesimin muhalefetiyle karşılaşması, böylesi bir durumda kaçınılmaz olacaktır. Özelikle de halkın iradesinin gasp edilmesini sineye çekmesi, tepkisiz kalması mümkün gözükmüyor. Gezi benzeri olayların, tüm Türkiye’ye yayılması ve kanla bastırılması gündeme gelebilir. Uzun sancılı, oldukça acılı bir sürecin eşiğinde bulunduğumuzu artık herkesin bilmesi gerekiyor.
Bütün bunların yaşanmasını yine, AKP engelleyebilir. AKP bir siyasal parti olarak, Erdoğan’dan kurtulmayı başararak ülkenin bunları yaşamasının önüne geçebilir.
Bunu yapamazsa, ülkede yaşanacakların sorumluğunu da üstelenerek, Erdoğan ile aynı kaderi paylaşacaktır. Bu da, düğümün halk tarafından çözülmesi, demokrasi ile taçlanacak bir mücadeleyle, 12 Eylül rejiminin ve onun tüm artıklarının tarih sahnesinden silinmesi anlamına gelmesi demek olacak.
Hasan KAYA
4 Ağustos 2015 Salı











