Bazen dayanamıyorum, masaları devirip ayağa kalkıp, yüzlerine bir tokat atar gibi; “Yalan söylüyorsunuz ulan” diye bağırmak istiyorum.

“Cennetmiş! Kimin cenneti bu…”

Savaş uçakları kalkıyor, bombalar patlıyor, havada kan ve barut kokusu, kanlı bir savaşın izleri her yerde.

Hala savaş yok diyorlar.

Aymaz ve rahat, çocuklarımız ölürken bu kadar çok, hangi cennetten söz ediyorlar.

Yetmez mi cennet yurdum masalları.

Neni de neni…

Çalışan, üreten fabrikalar, sürülmüş tarlalar, akan sular kurudu…

Gelen soydu, giden soydu…

Şimdi çocuklarımızı bizden çalıyorlar.

Neni de neni…

Vurulan kan içinde çocuklarımızın bedenleri daha soğumadan bir histeri masalıdır başlıyor.

“Cennet vatan bölünmez, şehitler ölmez.”

Neni de neni…

Oysa vatan, kan içinde, vatan paramparça… Ormanları yanıyor çıra, suları kanlı gözyaşım…

Alın ulan; size bir tokat daha; “şehitler de ölüyor” her vurulan çocuk gibi kan içinde…

Çocuklar, çocuklarımız ölüyorsa hala, o kadın darda varoşlarda sıkışmış kös kös oturup “şimdi kimi kafalasam” diyorsa yalnızlığında, o adam işsizse, eli boş dönüyorsa evine…

Hiç başka suçlu aramayın, sizden başka.

O uzaktakilerin hiç biri değil, o ötekiniz öyle istediği için, hiç değil.

Sizin masal düşkünü kayıtsızlığınız, üç salla bir bağla, günde beş vakit namaza durup; Mevla’yı çayıra saldığınız eşeğe çoban etmeniz.

Varsa yoksa “Vatan sağ olsun” diyip.

Neni de neni susuşunuz…

Hasan KAYA

23 Eylül 2012 Pazar