Hasan KAYA
.: Her ağacın kurdu…
Yılları ardında bırakan, bazen asırları deviren ağaçları bir kurtçuk devirir. Özünde besleyip var ettiği kurdun hain marifetidir ağacı yıkan. Boşuna dememişler eskiler “Her ağacın kurdu özündedir” diye.
Kirli bir oyun!!
Kobane, gerginliği bir zat hükümetin kontrolünde Türkiye’yi bölünme eşiğine getirecek noktaya kadar zorlanıyor. Olayların giderek tırmanması, çok sayıda can kaybı kamuoyunda bölünmenin eşiğinde
.: Çaldığım düş…
Biliyorum bunu istemeye hakkım yok. Herkes sevdiği şarkıları dinliyor, koşup sevdiğine anlatıyor o şarkıların güzelini. Sen artık sadece ne demişim, kimleri sevmişim, seni yanımdayken bile ne çok
.: Kabahatin büyüğü bizim
Ama nasıl yapabilirdik ki; biz sanatçıyı “eğlendirici”, sanatı eğlence aracı olarak gördük hep. Ne yazık ki; sanatı, yaratıcılığı geliştiren, düşündüren, eğiten, bilinçlendiren, öğreten olarak hiç görmedik.
“Belki” diyorum “sevdiğimden”
Denize eğiliyorum, kulağına fısıldıyorum; “Belki” diyorum “acıdan kaçıyorum.” Her yerde ölüm, her yerde kaldırılan bir cenaze, ağlayan kızlar. En çok kızlar mı ağlıyor babalarına,
Yüz’ün Kutsanması: Selfie’de Askıya Alınan Beden ve Mana – Bekir Avcı
Emmanuel Levinas, yüzün derisinin en çıplak ve en yoksun olduğunu söyler; yüzde özsel bir yoksulluk olduğunu belirten düşünür, fotoğrafa çeker dikkati ve "yüzdeki yoksulluk pozlar
İçinde olduğumuz, Ortadoğu’dan…
Amerika’nın, şimdi IŞİD’e karşı oluşturmaya çalıştığı koalisyonun “imza atmayan” bir bileşeni olarak, oyuna dâhil olmak, barışa hizmet etmek yerine, bu bölgeye, bölgemize barışın uzun yıllar hiç
Gece Sen ve Ben
Askılı siyah sedef geceliliğini sıyırıp çıkartır gece. Çırılçıplak bedenini güneşe sunar şehvetli bir kadın gibi. Bir bardak suda yıkanan aydınlık gün olur karanlık. Ben sende, günde yıldız olur yiterim.
Mülteci bir yıldız…
Bir akşamın yorgun sancısıyım İstanbul da
Rüzgar olup saçlarına dokunuyorum
ellerimde bir yangının izleri
Dudağıma bıraktığın sözcükleri saklıyorum
Elini ver…
Mutluluk ne çok zor, ne de bizden çok uzak. Uzansak tutabileceğimiz kadar yakın. Yıllarca uzak ve an kadar yakın ve öyle iç içeydi ki sevincimiz ile kederimiz. Hiçbir şey yetmiyor. Bazen sözcükler, bazen susmalar, dokunmalar hayran hayran seyretmeler ve candan
















