[columns ]
[column size=”1/1″]Gelişmiş kapitalist ülkeler enerjiye en fazla gereksinim duyan ve tüketen ülkeler. Bu, şimdilerde üretkenliklerinden çok; giderek yerleşik bir kültür halini alan tüketim alışkanlıklarından kaynaklanıyor.

Gelişmiş kapitalist ülkelerin milyonluk şehir nüfusunun aşırı tüketimi her alanda kendini gösteriyor. Beslenmeden, temiz su ihtiyacına kadar birçok alanda bu şehirlerin ihtiyacını karşılamak çevreye zarar vermeden mümkün gözükmüyor.

Örneğin şehirlerin su ihtiyacını karşılamak için nehirlerin yatakları değiştiriliyor. Şimdiden birçok nehir denize ulaşamıyor. Denize ulaşamayan bu nehirler denizlerin balık yatakları üzerinde olumsuz etkilerde bulunuyor. Balık yataklarının yok olması, denizlerin kirlenmesi bununla sınırlı değil. Topraktan aşırı üretim almak için yapılan ilaçlama ve gübreleme ile yağmur sularının denizlere taşıdığı atıklar denizler ve balık yatakları üzerinde aynı olumsuz etkilerde bulunuyor.

Fosil yakıtların kullanımı konusunda da gelişmiş kapitalist ülkelerin birinciliği kimseye kaptırmadığını görüyoruz. Petrol savaşları bir anlamda bu gelişmiş kapitalist ülke şehirlerinin ihtiyacını karşılamak için sürüyor. Kapitalist pazarın küresel bir boyut kazandığı günümüzde bir emtianın nerede üretildiği artık çok da önemli değil. Küresel iş bölümü kapsamında üretim daha çok Uzak Asya’ya kayarken tüketen yine gelişmiş kapitalist ülkeler oluyor.
Bu gerçek elektrik üretimi içinde geçerli…

Özelikle 1980 sonrası giderek şekillenen küresel pazar gelişmiş kapitalist ülkelerin bazı üretim alanlarından hızla çıkmaya başladığı bir dönem oldu.

Çevreye zarar veren emek yoğun ağır sanayi ve enerji üretimi giderek çevre ve uzak ülkelere kaydırılmaya başlandı. Nükleer Enerjide bunlardan biri…

Gelişmiş kapitalist ülkelerde giderek yaygınlık kazanan rüzgâr ve güneş enerjisinden yararlanma Nükleer Enerjiden uzaklaşma olarak sunulmakta. Bu elbette gerçeği yansıtmıyor. Batılı kapitalist ülkelerde Yeni Nükleer Santrallerin yapımının uzun süredir olmaması, eskimiş teknolojiye sahip kimi santrallerin de kapatılması bu ülkelerin doğa ve çevre duyarlığından değil, Nükleer Enerji üretiminin çevre ülkelere kaydırılmasındandır.

Bu çerçevede yapımı gündeme gelen Nükleer Santraller Türkiye’nin elektrik ihtiyacından çok, batının kapitalist metropollerinin ihtiyacını karşılamak içindir. Bütün risklerini üstlenerek kısmi elektrik ihtiyacını karşılayacak olan Türkiye elektrik ihraç eden ülke olma konumuna bile gelmeyecektir. Çünkü yapılan anlaşmalarda üretilen elektriğin her koşulda alımını üstlenen Türkiye olurken asıl kar eden Nükleer Santrallerin yapımını ve işletmesini üstlenen yabancı firmalar olacağı gözükmektedir.

Hasan KAYA
15 Kasım 2014 Cumartesi
[/column]
[/columns]