Hasan KAYA
Şehrin dinmeyen sancısı…
Şehir yaşamı üretimden başlayarak şekillendirdiği yaşam anlayışı ve kültürle demokrasinin hayat bulmasını sağlar. Çünkü şehir kırın aksine, bir birinden etnik ve inançsal farklığı olan
Türkiye’nin karanlık gerçeği
Televizyon izleme oranlarının yüksek, kitap okumanın düşük olduğu bir ülkede yaşadığımızı biliyoruz. Bunu bilmek için TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine gerek yok.
Televizyon mu, kitap...
“Orospuluk bir huydur…”
Annem eskimiş neyi varsa atmaz, biriktirir. Evde dönecek yer bulmak bazen zorlaştığında, “bu ne işe yarıyor” diye neyi göstersem. “Kalsın, lazım olur” der.
O sonra...
İnsan sevdiğine benzer…
İnsan yaşadığı yere benzer, biraz suyu gibidir, deli dolu akar, şurada biraz durgun. Biraz kıraçtır dağları gibi, kupkuru bir yalnızlık içinde, tutunacak dalı yoktur.
Rüzgarlarına...
Gerçekten şaşırdınız mı?
Hepimiz biraz günü kurtarma peşindeyiz, hepimizin yaptığı küçük cari hesaplar var. Hepimiz fırsatları kendi lehimize kullanmayı seviyoruz. Elimize geçen
Kuşlar su içiyor avuçlarından
Gidince üşüyorum
Bütün vakitler bir birinin aynı
Her şeyi ile bir taşra şehrine benziyorum
Sessiz, biraz da yalnız ve gözden uzak
Anti-Semitizm… – Gün Zileli
Türkiye’de anti-Semitizmin açık savunucuları her zaman dinciler, aşırı sağcılar ve ırkçılar olmuştur. Elbette devletin “çaktırmadan” arka çıkmasıyla. Son yıllarda bunlara,
.: Derinleşen yabancılaşma yaygınlaşan kimlik bunalımı – M.Sait ÜÇLÜ
Çağımızda yabancılaşma salt de clase unsurların, işçinin-emekçinin değil artık tüm insanlığın sorunudur. İnsanlık bir avuç tekel sahibinin çıkarları uğruna kendi öz değerlerinde, doğadan, insandan...
İsyana Dair – Albert Camus
Doğulu bir bilge, dualarında daima Tanrı’ya kendisini ilginç bir çağda yaşamaktan kurtaracak kadar merhametli olması için yakarırmış. Bilge olmadığımıza göre, Tanrı bizi kurtarmamıştır ve bizler ilginç bir çağda yaşamaktayız.

















