.: Orada her söz yarımdı…

Bir yerden başlamak gerekiyordu, kendimden başladım. Kimseyi suçlamadan, kimseye kırgınlık duymadan…

Herkesin geçerli bir sebebi vardı, herkes kendince haklıydı.

Gemiler yakılmışsa, gidilen yerden dönmemek içindi. Gözü kara savaşçılar gibi, karşı yakada kalmayı göze aldığı içindi… Bilinmezde kalmak için, insanların hep geçerli bir sebebi vardı. El uzatmanın anlamsızlığını anlatıyordu, yanan gemilerin dumanı.

Geriye dönüşün olmayacağını.

Bilinmez bir yolculuktu çıkılan yollar. Kim diyordu ki kolay olacağını. Yürekle açıklanacak gibi de değildi, olması gereken yapılıyordu. Bütün zorluğuna katlanılacaktı.

O saat, bir daha uzanmak için hevesli ellerimin yorgun susuşundan söz etmek istedim, sonraya bıraktım. Yüreğimin kendini bıraktığı karanlığı anlattım. O karanlıkta, belki de; en çok yalnız susuşunu…

Hep dönüp arkama baktım, yürüdüğüm yolları anlatım, yürümek istediklerim kaldı. Kolay olanı yapmış olmanın utancıyla tanıştım.

Ne çok utanılacak şey vardı hayatımızda. Dağ olmuş, şehirler dolusu utanmayla, biz hala hiçbir şey olmamış gibi yaşıyorduk. Çünkü utanmanın bütün erdemini başkalarına bırakıyorduk.

Bırakıp gidiyorum sözün bittiği yerden başlayarak. Ne önemi vardı gittiğim yerin… Cennete gitmek ile yıldızlara yürümek arasında hiç bir fark yoktu. Çünkü artık başladığım yerin, gitmek istediğim yerin hiç bir önemi yoktu, günahlarımla vardığım yerdi önemli olan.

Orada, kumral bir sessizliği delen yağmurlar yağıyordu, sicim gibi dedikleri aralıksız. Işıkları soluk bir hüznün, kendine yetmeyen aydınlığına düşmüştü sokaklar. Islak ve sessiz kaldırımlarında, saçak altına serçeler gibi sığınmış göçmen çocuklarla, gün olmasından daha karanlıktı.

Bir yanım mülteci yalnızlığıydı. Ege’nin mavi sularına bırakıyorum her gece, sabaha cesedi dönüyor sahile. Hiçbir dilin sözcük dağarcığı yetmiyor bu acıyı anlatmaya.

Şimdi başlasam yarım kalacaktı.

Aklım ile yüreğim arasında bu kaçıncı kalışım, kaçıncı çaresizliğim. Ve bu kaçıncı susuşumdu. Akıl erdiremediğim ne yaman bir çelişkiydi bu. Sen dinlemek istediğinde ben susuyordum. Ben anlatmak istediğimde sen çoktan gitmiştin.

Hasan KAYA
15 Aralık 2015 Salı

%d blogcu bunu beğendi: