Eskiden olsa, yapraklar sararıp dökülmeye başlayınca, günler kısalıp erken karanlıklar çökünce içim de karardı…

Umutsuz, yoksul kalmış gibi zayıf düşerdi direncim. Eli bırakılmış ne yapacağını bilmeyen bir çocuk gibi olurdum.

Nedense bu sonbahar o kasvetli havalarda, yağmurların bardaktan boşanır gibi yağdığı günlerde hiç de kendimi hüzünlü, yüzünü kedere dönmüş gibi duyumsamadım.

Kar yağdı dağlara. Sevindim. Yarın öbür gün düze iner. Başımda şapkam, boynumda atkım, ellerimde eldiven… Kapının önünde ayaz kesecek yolumu. Beyaz bir güne yürüyeceğim karda ayak izlerim.

Bu kış, kışın güzelliğini yaşayabilirim. Uzun beyaz akşamlarda seninle karanlık geceye sırtımızı dönebiliriz.

İnsan paylaştıkça ısınıyor, paylaştıkça çoğalıyor. Kar yağsın, elerim üşüsün. “Donmuş bunlar” diyerek nefesinle ısıtmanı özledim. Çatma kaşlarını, üzülme böyle her şeye… Sen böyle yapınca parmak uçlarını yakan sızıyı unutuyorum…

Ne garip değil mi…

Hem nefesinle ısınayım istiyorum, hem de sen üzülürsün diye ödüm kopuyor. İnsan sevince incitmekten korkuyor. İstiyor ki sevdiği hep gülsün, hep neşelensin. Sevdiğimiz kaşını az çatsa yüreğimiz bir al vere düşüyor.

Evet, biliyorum insan hep gülmez; ağladığı da olur… Eski bir siyah beyaz filimin en olmaz karesinde, yada bir taş plakta eskimiş bir hüznün girdabına düşerek…

Bu coğrafyanın sertliğine benziyor insanımızın yüz hatları. O yüzlerde karşılaştığımız, derin uçurumlar, çatık kaşlı dağların sertliği, aşılmazlığıdır. Bazen bir nehir kenarı, denize karşı bir akşam serinliği. Bazen Akdeniz, Temmuz sıcaklığı…  Biraz sana benzer, biraz bana.

Ama yürekleri diken içinde güller gibidir. Ulaşılması zor. Güldeki diken, gülün narinliğinden incinmekten korktuğundan. Kırılganlığından… Gülü seven dikeni sevmese de dikene katlanmayı bilir. Acıtacak incitecek diye korkan, gülü asla sevemez.

Bu kışı seveceğim, bu kış hiç zor olmayacak. Ama bahar bende hep güçlüdür… Kış ortasında gülden söz etmek bile bunu gösteriyor. Bahar umutları besleyen, emziren bir ana gibi.. Hani şu tanrıların anası, Anadolulu Kıbela sanki. Toprak gibi bereketli…

Umutlarımız hep baharla doğuyor, baharla besleniyor. Kış ortasında bahar düşü görmeyen var mıdır bilmiyorum. Ama bu kış benim bahar düşüm sensin.

Karın soğuğun orta yerinde bir tutam bahar. Bir tutam dediğime aldanıp küçük bulduğumu sanma…

Kocaman bir bahçe, bir yeşil uçsuz bucaksız….

Yeşil yeşil işte…

 Hasan KAYA