Yüzde kaçlık eksik için çıktı “Bayrak Krizi”

Daha öncede oldu, çok net anımsıyorum Mersin 2005 Newroz kutlamaları çok kalabalık, barışçıl sürmüş bitmişti. Yok, tam bitmişti ki; bir Bayrak Krizi çıktı. “Barış” rüzgârlarının estiği meydanlar birden bire savaş çığırtkanlarına kaldı.

“Özde sözde yurttaş” tartışmaları başlamıştı.

Sonra ne mi oldu, iki taraf savaşa tutuştu, yüzlerce genç öldü.

Gerçek kötü huyludur, yerinde durmadı gün ışığını buldu. Bayrak krizine neden olan çocuklar konuştu; üstü başı düzgün birilerinin kendilerine para verdiğini bayrağı yerde sürümelerini istediğini söylediler. Ama artık çok geçti. Savaş başlamıştı kimsenin dönüp öyle mi oldu böyle mi diyecek vakti yoktu.

Provokasyon başarıya ulaşmıştı.

Şimdi gelelim Diyarbakır Hava Üssünden bayrak indirmeye.

Bayrağın indirildiği kapıda tel örgüler var, gözetleme kulesi var. Ama her ne hikmetse asker yok ortalıkta. Tesadüfe bakın, tam da orada askerler yok. Giriş kapısında ne zamandan beri tek bir asker olmaz diye sormayın. Yok.

Bağıran çağıran, slogan atanlar, taş atanlar giderek çoğalıyor, karşı koyan yok.

Göstericilerin her yerde karşılarında hazır bulduğu Akrep denen o mendebur araçlar, Tomalar yok…

Nöbet, nöbetçi yok. Asker yok…

Askerler geri çekilmiş, polis yok…

Neden?

Genelkurmay açıklama yapıyor, kısaca; “çocuk duyarlığı” diyor.

1363866777_guregelincamiArgo da; “Yersen” mi deniyordu bu durumda…

Biz istediğimiz kadar “yersen” diyip dalga geçelim. Yiyenler oldu. O çok “duyarlı vatandaş” yerinde duramadı, sokağa döküldü, balkonları, pencere önlerini bayraklarla süslendi, haber spikerleri kılığını kıyafetini hizaya soktu, kırmızı beyaz bir seçimde karar kıldı.

Sıra politikacılarda; Türkiye yansa konuşmak yerine ağzında sözcükleri yuvarlayan, Cumhurbaşkanı konuştu, Başbakan zehir zemberek açıklamalar yaparak, anayasayı, yasaları, hukuku hiçe sayarak; “gereği neyse onu yapacaksın” diyerek tetiğe basmayan askere neden vurmadığı için esti gürledi.

Açıktan “vuracaktınız” dedi.

Bahçeli hiç durur mu, o da bayarak direğine tırmananın neresinden vuracağını işaret etti. “anlının çatı” dedi.

Barış sürecinden hızla, savaş sürecine savrulmanın kime ne yararı var?

Barış isteyen kim varsa onlar kaybedenlerin tarafında olacak. Savaş isteyenler, avuçlarını ovuşturup yeni kazanç kapılarının açıldığını düşünerek sevinecekler.

Bir de; Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yüzde birkaç puanlık eksiğini tamamlama şansı yakalayacak olan Erdoğan var sevinenler arasında.

Hasan KAYA

10 Haziran 2014 Salı

%d blogcu bunu beğendi: