Seçimler sonrası, her şeyin bir kenara bırakıldı. Varsa yoksa hükümetin nasıl, kimin, kimle kuracağı tartışılıyor. Üzerinde bir türlü anlaşma sağlanmayan, değişik koalisyon seçenekleri masaya yatırılıyor.

Herkeste bir telaş, bir tedirginlik.

Çünkü hükümetin uzun süre kurulamaması olasılığı felaket senaryolarını akla getiriyor. Partiler arası bir iki görüşmeyle sonuca varılamaz, hükümet kurulmazsa “erken seçim kapıda” deniyor.

Bu iş uzarsa kötü, hemen kurulmalı kanısı yaygın, taraftarı çok olan görüş.

“Neden bu acele?” diye sorunca; ülkenin iç, dış acil çözüm bekleyen sorunlarından söz ediliyor.

Liste uzatılıyor.

Sonraya bırakmadan hemen söyleyeyim, Türkiye’nin asıl/temel sorunu ülkede bir hükümetin olması/olmaması değil, bir hükümete bu kadar ihtiyaç duyuluyor olmasıdır.

Bunun açıklamaya muhtaç bir tümce olduğunun farkındayız. Öncelikle bu tümceden, ne anlaşılmaması gerektiğini belirtelim. Her şeyden önce bu tümceden hükümetin kurulmasını önemsiz bulduğumuz sonucu çıkarılmamalı, yani “su akar yolunu bulur” demiyoruz.

Burada sözü edilen; hükümetin, devlet ve devletin tüm kurumları üzerinde olması gerektiğinden fazla, etkinlik alanına sahip olmaması, ülkenin tek varisi gibi görülmesi, etkinlik alanını tek varisi olma anlayışı üzerinden genişletmesinin doğru ve demokratik olmadığı sunucu çıkarılmalıdır. Çünkü hükümetin ülkenin tek varisi görülmesi otoriter eğilimlere kapıyı aralayarak, demokratikleşmesinin engelli olmanın da kaynağı oluyor.

Başka söz dizimleriyle söyleyecek olursak; erkekler (kuvvetler) ayrılığı ilkesinin işlemesi, yürütme/hükümet olmadan, yeni bir hükümet kurulana kadar, yasamanın, yani meclisin yasa çıkarması, hukukun bağımsız adalet dağıtma işlevini sorunsuz yerine getirmesi, ekonominin kendi özerk kurumları ile çalışması gerektiğidir.

Hükümetin olmadığı ve/veya uzun süre kurulamadığı dönemler neredeyse “Fetret Devri”[*] yaşanır korkusunu şekillendirmesi çağdaş demokratik hukuk devletlerinde yaşanmaz. Hükümetin olmaması, sultanın olmadığı kargaşa ve kaos dönemleriyle aynı benzerlikler gösteriyorsa, oturup üzerinde hükümet kurmaktan daha çok düşünülmesini hak etmiyor mu?

Ediyor…

Bu yüzden, en azından aydınların bunu görmesi, değişik koalisyon önerileri yaparak bir an önce hükümetin kurulması için bildiriler imzalamak yerine, bu eksiğin altını çizen tartışmalar başlatması ülkenin daha hayrına olacağı açıktır.

Hasan KAYA
24 Haziran 2015 Çarşamba

 

[*] Fetret Devri: Yıldırım Bayezid’in beş oğlundan dördü arasındaki taht kavgaları nedeniyle 1402’den 1413’e kadar süren kargaşa dönemidir.