1Şeytandan ödünç aldığım o üçüncü gözle bakıyorum. Gözüme inanamıyorum. Bu kadar yalan, bu kadar hile, sahtekârlık, ikiyüzlülük nasıl bir arada oluyor.

En dindarlar hiç dindar olmayanlar, o demokratlar hiç demokrasi bilmeyenler. Hayatında hiç demokrasiyi uygulamamış olanlar. “Barış” diyenler kendisi ile kavgalı, sevdiklerine savaş açmış, savaşıyor…

Besmele ile güne başlayan, kapıdan sağ ayağı ile çıkan solcular, “sosyalistim” diyenler görüyorum.

“Üçüncü gözüm çıksaydı da görmeseydim” diyorum.

Kötüler hep bildik o kötü. Siz şu iyilere bakın, şu iyilere. Cennetin anahtarını boynuna asmış, üçe aldığını beşe satma telaşında.

Halkı “kılıç artığı” dinleri, etnik kimlikleri ile yamalı bohça sanan, ondan bir kat elbise çıkarmak isteyen aydınlar, aklı ermediği her konuda yazıyor-çiziyor. Olura “evet” diyor, olmaza “yetmez ama evet…”

Tavşana çektirilen niyetlerin hepsinde “cehennemin yolu iyi niyet taşları ile döşenmiş…”

Kollarını açıp efelenenlerin hepsi korkak, hepsi darbecilerin eteğini bırakmayan yalancı pehlivan, oturduğu yerden kabadayılık ediyor…

Rakı masasında, leblebinin sarısı, beyazı tartışmasında en keskin Kemalistler*, cumhurdan habersiz, laik cumhuriyetçi hepsi…

Kendinden olmayanı öteye iten, ötekileştirenlerin hepsinin ağzında “kardeşlik” nutku, ellerinde sopa, linç etmeye hazır…

Kapılarını kilitlemiş, arkadan çift sürgü çekmişlerin hepsi; olanca konuk severliği ile misafir bekliyor.

Yalandan kim ölmüş, herkes haktan yana, haksızlığı vuruyor yerden yere…

Yere düşmüşe tekme atan atana…

Gözüm gözüm, üçüncü kör olasıca gözüm; bunları da mı görecektin.

Özledim diyenler, küs çiçekleri büyütmüş, bir kez olsun gel dememiş, hiç gelmemiş yalancı.

Aşk yalan, sevda yalan, sarıldığın ten yalan.

İhanetlerini geceden geceye saçan, sende gülmeyi unutmuş, herkese gülenleri de mi görecektin…

Hepsinden kötüsü; o “seviyorum” diyenler sevildiğinden bihaber hiç sevmeyenler…

Hasan KAYA

05 Ekim 2012 Cuma

* Atatürk, rakısını sarı leblebi ile mi yoksa beyazıyla mı içerdi tartışması…