Zamanın vurduğu anlamlar…
Günler sonra olan buydu. Masada sessizlik vardı. Kuru ayaz bir sessizlik ve garsonun getirip bıraktığı iki fincan kahve. Peçetelik, tuzluk, metal bir küllük biz...
Yol ayrımları…
Bazen nerede, ne zaman başladığımızı bilmediğimiz, ardımızda köyler, kasabalar bıraktığımız, şehirler, evler insanlar, dere tepe düz gittiğimiz, önümüzde sonsuza uzanan yol birden bire çatallanır.
Yol...
.: Gittinse gelme…
Sabırsız, tez canlı, hep çabuk kızan biri oldum. Önünü ardını çok düşünmeden; kırdım döktüm. Üzdüm, üzüldüm, çektim gittim…
Söylemeye dahi gerek yok, hataydı elbet.
Bunu en...
.: Kör öfken kime?
Şehir şehir gezdi şiddet; çoluk çocuk parmakları ile kurt işareti yapıp linç girişimlerinde bulundu “Memleket sahipsiz değil” dediniz. Sonra o çocuklar birilerinin elindeki maşa...
.: Dudağımdaki uçuk sessizlik…
Her şeyi anlatabilirim. Uçan kuşu, susan suları, rüzgârın önüne düşmüş giden bulutları, dağların yeşilini, morunu. Akşamın alaca karanlığını, o yorgun adamları, kadınları, o gülen...
.: Yudum yudum eksildiğim günler
Anlatayım diyorum aklıma her geldiğinde. Hemen oturup yazmak istiyorum. Canımı sıkan, içimi yakan ne varsa bir biri ardına ekleyerek anlatmak, hüznün o yakıcı sessizliğinde...
.: Uçuk kaçık, az deli…
Bir kaç gündür kafamda “olgun insan kime denir, nedir, nasıl olur, iyi midir olgun olmak, ” gibi sorular var.
Olgun insanların deneyimli insan olduğuna inanılır....
.: Sevgiden söz ediyorlar…
Zamandı, dönen zaman içinde ve yaşadıkları yorgun, tükenmiş bir hayattı kendinden kaçan. Bildikleri, sevdikleri ne varsa onlara uzak, onlara yabancı, el olmuştu. Uzaklarda bir...
.: Hayatın renkleri…
Masada eğrelti oturuyordu. Ondan beklemedik bir laf etmeye hazırlanırken hep yaptığı gibi öksürdü, boğazını temizledi. Söz ondaydı artık: “Açmalı bu dünyanın bütün çiçekleri.” dedi....












