Özlemlere koşuyorum…
Ellerim cebimde kendimi sokaklara atıyorum, çarşı pazar, deniz kıyısı demeden içimden geldiğince dolaşıyorum. Sağlı sollu yediğim omuzlar, çatık kaşlar sövemeye ve kavgaya hazır bakışlardan yılıp kendimi bir otobüse, bazen ne yöne gittiğine dahi bakmadan bir dolmuşa atıyorum.
Yurdumun üşüyen çocukları…
Hava birden bozdu, lodos poyraza döndü, ellerim üşüyor, cebimde… Akşam yürüyüşünü yarıda kestim, hızlı adımlarla kendimi zor atım sahilde, denize bakan kâffeye.
Girişte kapı önüne...
.: Narçiçeği…
Hikâyeleri var, hep anlatılan. Hikâyelerimiz bizde, bizi vuran… Öyle sıradan bir yürek burkması, akşamın; hüzün yeli değil hiç biri. Kurgusal bir yalanın erişemeyeceği kadar inanılmaz, bir o kadar gerçek… Zor hayatların zoru ile yazılmış. Kolay anlatılır, kolay dinlenilir…
.: Eylül gülen çocuk
Gece soğuk ve karanlık, ellerim üşüyor. Ne zamandı, bilmiyorum. Biraz önce demek geliyor içimden. Kapıyı çektim, çıktım arkamda pervazda kapının tok sesi…
Bir düşten kaçıyorum, uykularımı bölen. Kaç gündür sıcak oda, sıcak yatak; başımı yastığa koyar koymaz sokulup, koynuma giriyor. Geceyi bana dar ve zor ediyor.
.: Karanlığına bir mum yak…
Hayatı acı sütüyle emziren yalanların burukluğuyla geldim sana. Susup öylece dinlerken bir an konuşmayı yarıda kesip oradan kaçmak istedim. Kendimden kaçamayacağım gibi senden de...
.: Kendimle barıştım…
Başkasını sevmenin kolayı, kendini sevmekten, kendimizle barışmaktan geçer. Kendisiyle barışık insan, çevresiyle dost, arkadaştır. Bu barış sadece çevresindeki insanlarla değil, uçan kuşu, yerdeki karıncayı gül dalındaki dikeni de içerir.
.: Senden kaçsam kendime uzak kalıyorum…
Bazen yastığa başımı koyduğumda uykuya dalmadan, bir duygudan diğerine savruluyorum, düşünüyorum…
Bir birinden uzak, bir birinden kopuk, bazen bir birini tamamlayan bu düşünceler o denli keskin, o denli hırçın ki, inanılmaz çatışmaların içine çekiyor beni. Uykum kaçıyor, kalkıp oturuyorum, elimde bir kitap, zor dönen sayfalar sabahı ediyorum…
.: Ruh ikizi ya da, elmanın diğer yarısı
Yaşamımız bir anlamda, bizi her yönüyle tamamlayan bir ikinci kişiyi aramakla geçer. Elmanın diğer yarısı dediğimiz ve kendimizi onsuz eksik, yarım kalmış duyumsadığımız biri...
.: Yeşil umut, kırmızı isyan…
Bazen hayıflanıyorum; ezberden Can Yücel şiiri okuyamadığıma. Ne çok küfür edilecek adam, kadın, kendini bilmez var.
Giderekte çoğalıyorlar sanki… Ne ararsan var, çağcıl olanından, çağın...
Deniz çoğalıyoruz
Aynı şeyleri yaşadığımız yanılsaması içinde tarihin bir tekerrür olduğunu söylüyoruz, düşüp bir masalın içine, korkularına yenilmiş, telaşını saklamayan bir masal kahramanı gibi duyumsuyoruz kendimizi.
Bir...















